Yoğun Bakımda Yaşanan İkilemler İçin Ne Yapılmalı?

0

Tıbbi uygulama hataları konusunda çalışan 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve aynı üniversiteye bağlı Sağlık Hukuku Uygulama ve Araştırma (SAHUM) Kurucu Müdürü Prof. Dr. Erdem Özkara, yoğun bakımda yaşanan ikilemler konusunda aydınlatıcı açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Erdem Özkara

Türkiye’de sağlık sisteminin çok ciddi şekilde değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Özkara, hekimlerin mesleğe başladıkları zamanla birkaç sene sonraki zaman arasında kuralların değiştiğini belirterek, “2 yıl önce doğru diye bildiklerimizi bugün tartışıyoruz. Eksik ya da yanlış diye nitelendiriyoruz, sağlık sistemi baştan aşağı değişiyor. Bu yüzden tıp hukuku önemli, hekimler bu konuya ilgi duymalı, mevzuat değişikliklerini izlemelilerdir. Başta sıkıcı gelecek ama hekimler bunu takip etmek zorundalar. Yoksa doğru zannettikleri uygulamaları nedeniyle yargılanabilirler. Kendi meslekleriyle ilgili mevzuat değişikliklerine kulak kabartmalılar” dedi.

Kanunu Bilmemek Mazeret Değil!

“Bize doğru gibi gelen, hastanın lehine olduğunu düşündüğümüz bazı davranışlar birkaç sene içinde eksik, yanlış ve suç sayılabilir” diye konuşan Prof. Dr. Özkara, şöyl e konuştu:

“Mesela Türk Ceza Kanununun 354. maddesinin hepsini bilmek zorunda mıyız diye sorsam ‘Hayır’ diye yanıtlayabilirsiniz, oysa aynı kanun madde 4 der ki, ‘Kanunu bilmemek mazeret değildir.’

İnsanların yoğun bakımda yaşam sonu desteği veya ağır durumdaki hastalık nedeniyle yatırıldığını düşünürseniz burada hastadan ziyade hasta yakınlarının anksiyete, kaygıları ön plandadır; yakınlarının suçlamaları veya görevi kötüye kullanma manasına gelebilecek talepleri çok fazla olabiliyor. Bu yönden yoğun bakımcıların tıbbın diğer branşlarına nazaran çok daha fazla duyarlı olması lazım.

Hastanın doğal sebeplerle yaşamını kaybetmesi sonucunda bundan çıkarları olan hasta yakınlarının beklentisi farklı, hastayı uzun süre yaşattığınızda bundan çıkarı olan yakınların beklentileri farklı olabiliyor.”

Uzmanlık Dernekleri Protokoller Oluşturmalı

Yoğun bakımda görev yapanların rahat çalışabilmeleri için uzmanlık derneklerine çok iş düştüğünü belirten Prof. Dr. Özkara, “Derneklerin oluşturacağı protokoller çok önemli; hangi sorunlu durumda ne şekilde davranılması gerektiğini açıklayan kılavuzlara ihtiyaç var. Bu kılavuzlar sayesinde arkadaşlarımız kendini daha iyi savunabilecektir” dedi.

Prof. Dr. Özkara, kongre oturumundaki tartışma konularından birinin de hastanın tedavisinin sonlandırılmasıyla ilgili ikilemler olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“DNR (Do Not Resuscitate) dünyada da tartışma konusu. Bazı ülkeler uygulamalarda kendilerine belli kurallara uydurarak devam ediyor, bazı ülkeler ise buna değinmekten kaçınıyor. Bizde de bununla ilgili mevzuat yok; bu tip durumlarda bazı hukukçular hastanın resuscitate edilmesi konusunda ısrarlılar, o zaman zarfında tedavi bulunacağını savunuyorlar ki bu bence ütopik bir yaklaşım. Resuscitate kararı verirken yasal bir dayanağın olmadığı bilinmelidir, sözkonusu karar yazıya döküldüğünde bu işin soruşturulabileceğinin bilinmesi gerekir.

Hangi Durumlarda DNR Kararı Verilmeli?

Prof. Dr. Özkara, uzmanlık derneklerinin DNR kararının verilebileceği durumları açıklayabilen kılavuzlar hazırlayabileceğini ifade ederek, “Hekimler, bu konuda yurtdışı gelişmeleri takip ediyorlar fakat Türkiye mevzuatı ile ABD, Hollanda, İsviçre hukuku farklı. Sorun burada. Bizim uzmanlık derneğinin de ülke koşullarına uygun yönlendirmesi, sınırları çizmesi gerekiyor. İnsanlar bu konuda Sağlık Bakanlığı veya Meclisin yasa koymasını beklememeli çünkü onlar bu konularla ilgilenmez, tıbbi nosyonları yok, genel yasal çerçevesini çizerler sadece, bu tür ihtiyatları bizlerin oluşturması gerekiyor” dedi.

Tıbbi Bilirkişi Raporu Çok Belirleyici

Bilirkişilik konusunun önemine vurgu yapan Prof. Dr. Özkara, şu bilgileri verdi:

“Meslektaşlarımız tıbbi malpraktis ile suçlandığında kendilerini korumak için mutlaka adli tıp uzmanları ve kendi branş hekimlerinden destek alsınlar, 2005 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu değişti, kanunun 67/6 maddesi bir savunma enstrümanına kapı açtı; Sanık, mağdur ve bunların vekilleri, yargılama konusu ile ilgili, kendi istediği uzman veya uzmanlardan görüş alabilir, resmi bilirkişi raporunu bu uzmana kontrol ettirebilirler. Savunmanın güçlendirilmesi adına çok güçlü bir enstrüman. Malpraktis davalarında tıbbi bilirkişi raporu çok belirleyicidir. Karara direk etki eden en önemli faktördür. Hukukçular bizim tıbbi hatalarımızdan çok fazla haberdar değiller, gereken tıbbi nosyona sahip değiller, bilirkişye sormak durumundalar. Meslektaşlarımız, kendi özel bilirkişileriyle mahkeme sürecini çok daha kolay kontrol edebileceklerini bilsinler. Bu konuda uzman olan bilimsel mütalaa veren birçok yer var. Uzman bilimsel mütalaa meslektaşlarımızın en büyük yardımcısı, tabiî ki doğru uygulamayı yaptılarsa… Hata yaptılarsa bir şey diyemiyoruz. Derneğimiz zaman zaman bu konuda kurslar düzenliyor, isteyen uzmanlık derneklerine kurs veriyoruz.”

 

Yorum Yok

Genç Yoğun Bakımcılara Yeni Yönetim

Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği Genç Yoğun Bakımcılar Alt Komisyonu üyelerinin 2 yıllık görev sürelerini tamamlamaları nedeniyle 14. Ulusal Kongre sırasında yapılan ...